Mülakatı kazanan çoğu zaman en parlak cevapları veren değil, en az dikkat dağınıklığı yaşatandır. Telefonun masada titremesi, gözünün saate kayması, aklının kapıdaki gürültüde kalması… Görüşmeci bunların hepsini fark eder; çünkü dikkatin nereye gidiyorsa ilgin de oraya gider.
💡 Taktik: Kapıdan girmeden telefonunu tamamen kapat; sessize almak yetmez, titreşim bile odak böler. Konuşurken göz temasını yalnızca cevabının son cümlesinde kopar. Masaya kalem, defter ve tek sayfalık özgeçmiş dışında bir şey koyma; ellerin boş kalınca kıpırdanma ihtimalin azalır.
Üçüncü alışkanlık en sinsi olanı: karşındakini dinlemeyi bırakıp “şimdi ne diyeceğim” diye düşünmek. Bunun panzehiri basit: soru bitmeden düşünmeye başlama. Mülakat öncesi beş dakikalık nefes egzersizi de hem bedenini hem zihnini sakinleştirir. Küçük alışkanlıklar, büyük izlenim yaratır.